İletişim Bilgilerimiz

img

İstanbul Cad.No:5 Pelin İş Merkezi Kat:4 No:121 (Nimet Abla Gişesi Üstü) Bakırköy - İstanbul

Sümer Mah. 69051. Sok. Hatice Hatun Apt. A Blok Kat:1 No:1(Denizbank Üstü) Seyhan ADANA

Yanlış Sınıf Seçiminin Markaya Verdiği Zararlar

  • Anasayfa
  • Yanlış Sınıf Seçiminin Markaya Verdiği Zararlar
Markanızı Güvenle Tescil Edin !

Size en doğru seçenekleri sunmak için buradayız. Başlamak için tek yapmanız gereken marka adınızı girmek ve ardından 'Ara' butonuna basmak.

Yanlış Sınıf Seçiminin Markaya Verdiği Zararlar

Yanlış Sınıf Seçiminin Markaya Verdiği Zararlar

Marka tescili denildiğinde çoğu kişi yalnızca marka adını düşünür. Oysa işin en kritik kısmı çoğu zaman gözden kaçar: hangi sınıflarda tescil edildiği. Yanlış sınıf seçimi, markanın tescilli olmasına rağmen fiilen korunamamasına yol açabilir. Bu da birçok firmanın çok geç fark ettiği ama bedelini ağır ödediği bir hatadır.

Genelde süreç şöyle başlar. Firma marka adını belirler, başvuru yapılır ve tescil belgesi alınır. Her şey yolunda gibi görünür. Ancak bir süre sonra firma, markasını fiilen kullandığı alanda bir başkasının aynı ya da benzer ismi rahatlıkla kullanabildiğini fark eder. Üstelik karşı taraf hukuken haksız da değildir.

Çünkü marka, doğru sınıfta tescil edilmemiştir.

Sınıf seçimi, markanın hangi mal ve hizmetler için korunacağını belirler. Yanlış veya eksik sınıf seçildiğinde, marka yalnızca kağıt üzerinde korunur. Gerçek hayatta ise firma, kendi faaliyet alanında markasını savunamaz hale gelir.

Bu durum en sık şu şekilde yaşanır. Firma, bugün yaptığı işi baz alarak sınıf seçer. Ancak işin büyüyeceğini, hizmet alanının genişleyeceğini ya da ürün çeşitliliğinin artacağını hesaba katmaz. Birkaç yıl sonra firma farklı bir alana açıldığında, markasının o alanda hiçbir koruması olmadığını fark eder.

Daha da kötüsü, o alan çoktan başka biri tarafından tescil edilmiştir.

Bu noktada firma için seçenekler oldukça sınırlıdır. Ya mevcut tescil sahibiyle uzlaşma yoluna gidilir ya da yeni bir marka ile yola devam edilir. Her iki durumda da zaman, para ve itibar kaybı kaçınılmazdır.

Yanlış sınıf seçimi yalnızca geleceğe yönelik risk yaratmaz. Mevcut faaliyet alanında da ciddi sorunlara yol açabilir. Bazı firmalar, aslında fiilen yaptıkları işi kapsayan sınıfları seçmedikleri için, markalarını taklit eden kişi ve firmalara karşı hukuki adım atamaz. Çünkü tescil, o alanı kapsamaz.

Bu durum, özellikle dijital hizmetler, danışmanlık, e-ticaret ve teknoloji sektörlerinde çok sık görülür. Hizmet tanımı doğru yapılmadığında marka, en çok kullanıldığı alanda bile savunmasız kalabilir.

Bir başka yaygın sorun da “nasıl olsa sonra ekleriz” düşüncesidir. Marka tescilinde sonradan sınıf eklemek mümkündür, ancak bu işlem yeni bir başvuru anlamına gelir. Bu da hem ek maliyet hem de arada geçen sürede doğabilecek hak kayıpları demektir. O süre içinde başka biri aynı sınıfta başvuru yaparsa, geri dönüş çoğu zaman mümkün olmaz.

Yanlış sınıf seçiminin en can yakıcı tarafı, firmaların bu hatayı genellikle bir sorun yaşadıktan sonra fark etmesidir. O ana kadar her şey yolunda gider. Ta ki bir itiraz, bir ihtar ya da bir dava gündeme gelene kadar.

Oysa doğru sınıf seçimi, marka tescilinin bel kemiğidir. İyi yapılmış bir sınıf analizi, markayı sadece bugünkü faaliyet alanında değil, gelecekteki büyüme planlarında da korur. Yanlış yapılan bir sınıf seçimi ise markayı dar bir alana hapseder ve dışarıda savunmasız bırakır.

Marka tescili bu yüzden yalnızca bir başvuru işlemi değildir. Firmanın ne yaptığını, ne yapacağını ve nereye evrileceğini anlayarak yapılan bir strateji çalışmasıdır.

Sonuç olarak, tescilli olmak her zaman korunuyor olmak anlamına gelmez. Doğru sınıfta tescil edilmemiş bir marka, en kritik anda sahibini yarı yolda bırakabilir.

 

Detaylı bilgi için Marka Tescili Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.