Türk Patent Marka Tescil Sürecinde Son Yıllarda Neler Değişti
Marka tescili süreci, Türkiye’de uzun yıllar boyunca belirli bir standartta ilerlerken; son yıllarda mevzuat, uygulama ve dijital altyapı açısından önemli değişiklikler geçirmiştir. Bu değişiklikler, marka sahipleri için hem yeni fırsatlar hem de yeni riskler doğurmuştur.
Bu yazımızda, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülen marka tescil sürecinde son yıllarda yaşanan temel değişimleri ve bunların firmalara etkilerini ele alıyoruz.
1. Re’sen Ret Kapsamının Daraltılması
Önceki yıllarda Türk Patent, benzer markalar arasında re’sen (kendiliğinden) ret kararı verebiliyordu. Bu durum, bazı başvuruların itiraz olmadan reddedilmesine yol açıyordu.
Son yıllarda yapılan değişiklikle birlikte:
-
Benzerlik gerekçesiyle re’sen ret uygulaması büyük ölçüde kaldırıldı
-
Göreli ret nedenleri için itiraz şartı getirildi
Ne Anlama Geliyor?
-
Benzer bir marka varsa ama itiraz edilmezse, başvuru tescil edilebilir
-
Marka sahiplerinin bülten takibi yapması artık hayati önem taşır
-
Profesyonel takip yapılmazsa marka hakları sessizce kaybedilebilir
2. İtiraz Süreçlerinin Daha Kritik Hale Gelmesi
Re’sen retin azalmasıyla birlikte, itiraz mekanizması sürecin merkezine yerleşti.
Artık:
-
Yayına çıkan markalara karşı itiraz süresi 2 ay
-
Bu süre kaçırıldığında hak kaybı neredeyse kesin
-
İtirazların hukuki gerekçelerle ve delillerle yapılması gerekiyor
Bu durum, “herkes başvuru yapabilir ama herkes hakkını koruyamaz” gerçeğini daha görünür hale getirdi.
3. Benzerlik İncelemelerinde Daha Esnek Ama Daha Karmaşık Yaklaşım
Son yıllarda:
-
Marka benzerliği değerlendirmelerinde sektörel algı, ayırt edicilik ve tüketici izlenimi daha fazla dikkate alınmaya başlandı
-
Sadece birebir benzerlik değil, çağrışım ve genel izlenim de önem kazandı
Bu da şunu doğurdu:
-
Yanlış sınıf seçimi daha büyük risk haline geldi
-
Profesyonel ön araştırma yapılmadan başvuru yapmak ciddi hak kayıplarına yol açabiliyor
4. Nice Sınıflandırması ve Hizmet Kapsamı Bilinci Arttı
Marka tescilinde hangi mal ve hizmet sınıflarında koruma istendiği, son yıllarda çok daha kritik hale geldi.
Güncel uygulamada:
-
Eksik sınıf seçimi, markanın kısmen korunmasına neden oluyor
-
“Sonradan eklerim” yaklaşımı artık ciddi maliyetler doğuruyor
-
Yanlış sınıf, markanın fiilen kullanıldığı alanı koruyamamasına yol açabiliyor
5. Dijitalleşme: Süreçler Hızlandı Ama Hata Payı Arttı
Türk Patent’in dijital altyapısının gelişmesiyle birlikte:
-
Başvurular online yapılabiliyor
-
Süreçler daha hızlı ilerliyor
-
Evrak ve bildirimler elektronik ortamdan takip ediliyor
Ancak bu hız:
-
Yanlış başvuru yapılmasını kolaylaştırdı
-
Otomatik sistemlerin hatayı telafi etme şansı yok
-
Süre kaçırma ve eksik işlem riski arttı
6. Kötü Niyetli Başvurular ve Marka Takip İhtiyacı
Son yıllarda:
-
Tanınmış veya büyüme potansiyeli olan markalara benzer başvurular arttı
-
Kötü niyetli tescil girişimleri daha sık görülmeye başladı
Bu nedenle:
-
Marka sahiplerinin düzenli bülten takibi yapması
-
Gerekli durumlarda hızlı itiraz etmesi
-
Marka portföyünü aktif olarak yönetmesi
zorunlu hale geldi.
7. Marka Tescili Artık “Başvuru” Değil “Süreç Yönetimi”
Eskiden marka tescili:
“Başvuruyu yap, sonucu bekle”
yaklaşımıyla görülürken;
Bugün:
-
Ön araştırma
-
Doğru sınıf analizi
-
Yayın ve itiraz takibi
-
Tescil sonrası koruma
gibi aşamaları kapsayan dinamik bir süreç haline gelmiştir.
Detaylı bilgi için Marka Tescili Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.

