Marka Tescili Yapılmadığı İçin İsim Değiştirmek Zorunda Kalan Firmalar
Bir markanın en zor değişen unsuru ismidir. Çünkü isim; müşterinin zihninde yer eder, güven oluşturur, alışkanlık yaratır. Buna rağmen her yıl yüzlerce firma, yıllarca kullandığı marka adını bırakmak zorunda kalıyor. Ortak noktaları ise neredeyse her zaman aynı: marka tescilini zamanında yaptırmamış olmaları.
Dışarıdan bakıldığında “sadece bir isim değişikliği” gibi görünen bu süreç, işin içine girildiğinde firmalar için oldukça yıpratıcı ve maliyetli sonuçlar doğurabiliyor.
Birçok firma işe başlarken marka ismini belirliyor, tabelasını asıyor, sosyal medya hesaplarını açıyor, hatta reklam yatırımı yapıyor. Ancak marka tescilini ya tamamen göz ardı ediyor ya da “sonra hallederiz” diyerek erteliyor. Sorun da tam olarak burada başlıyor.
Marka tescili yapılmadığında, kullanılan isim üzerinde hukuki bir hak doğmaz. Yani firma o markayı yıllardır kullanıyor olsa bile, başka bir kişi ya da şirket aynı ismi tescil ettirdiğinde yasal hak sahibi karşı taraf olur. Bu noktadan sonra markayı kullanan firma için süreç genellikle bir ihtarname ile başlar.
İhtarname geldiğinde çoğu firma büyük bir şaşkınlık yaşar. Çünkü kendi kurdukları, emek verdikleri, büyüttükleri markanın artık “kendilerine ait olmadığı” gerçeğiyle yüzleşirler. Karşı taraf, markanın kullanımının durdurulmasını, tabelaların indirilmesini, web sitesinin kapatılmasını ve hatta tazminat talep edebilir.
Bazı firmalar bu aşamada “uzlaşırız” düşüncesiyle hareket eder. Ancak tescilli marka sahibi hukuken çok güçlüdür ve çoğu zaman geri adım atmaz. Sonuç olarak firma, ya uzun ve masraflı bir dava sürecine girer ya da markasını tamamen değiştirmek zorunda kalır.
İsim değişikliği ise sanıldığı kadar basit değildir. Firma adı değiştiğinde yalnızca tabela değişmez. Alan adı, e-posta adresleri, sosyal medya hesapları, basılı evraklar, reklam çalışmaları, kataloglar, ambalajlar ve hatta müşteri sözleşmeleri bile etkilenir. Yıllarca oluşturulan marka algısı bir anda sıfırlanır.
Bu durum özellikle dijital dünyada çok daha ağır sonuçlar doğurur. Arama motorlarında yapılan çalışmalar, sosyal medya etkileşimleri, bilinirlik ve güven yeniden inşa edilmek zorunda kalır. Bazı firmalar, isim değişikliğinden sonra eski müşterilerinin bile kendilerini bulmakta zorlandığını fark eder.
En dikkat çekici olan ise şudur: Bu firmaların büyük bir kısmı marka tescilini yaptırsaydı, yaşanan tüm bu sürecin hiçbiri olmayacaktı. Marka tescili, çoğu zaman isim değişikliğinin doğurduğu maliyetin çok küçük bir kısmına denk gelir.
Gerçek hayatta karşılaşılan örneklerde, yıllardır faaliyet gösteren, belli bir müşteri kitlesi olan firmaların sırf marka tescili yapılmadığı için tüm kurumsal kimliğini değiştirmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bu durum yalnızca maddi değil, ciddi bir motivasyon ve itibar kaybına da yol açıyor.
Marka tescili, bir formalite değil; markaya sahip çıkmanın tek hukuki yoludur. İsim ne kadar yaratıcı, ne kadar özgün olursa olsun, tescil edilmediği sürece her zaman risk altındadır.
Bugün hâlâ kullandığı markanın başkası tarafından tescil edilip edilmediğini bilmeyen çok sayıda firma bulunuyor. Oysa basit bir ön araştırma ve doğru zamanda yapılan bir başvuru, yıllar sonra yaşanabilecek büyük sorunların önüne geçebilir.
Sonuç olarak, isim değiştirmek zorunda kalan firmaların hikâyesi genellikle aynı yerden başlar: “Keşke en başta marka tescilini yaptırsaydık.”
Bu nedenle marka tescili, büyüyen firmalar için değil; marka ismini belirleyen herkes için bir zorunluluktur.
Detaylı bilgi için Marka Tescili Nedir? sayfamızı inceleyebilirsiniz.

